Uncanny Tales: 1992, 10 Eylül 2025 tarihinde oyuncularla buluştu. Bu oyun, 1992 yılının sonbaharında, Sovyetler Birliği’nin dağılma sürecindeki bir kasabada geçen psikolojik bir korku deneyimi sunuyor. Oyuncular, 14 yaşındaki Anton’un gözünden, kaybolan çocukların ardındaki karanlık sırrı keşfetmeye çalışıyor. Gerçekçi atmosferi, detaylı çevre etkileşimleri ve derinlemesine karakter analizleriyle dikkat çekiyor.
Oyun, Sovyetler Birliği’nin dağılma sürecindeki bir kasabada geçiyor. Anton, ailesiyle birlikte yeni bir kasabaya taşınır ve büyükannesinin terkedilmiş dairesine bırakılır. Kasaba, son birkaç ayda ondan fazla çocuğun kaybolmasıyla sarsılmıştır. Okullar kapatılmış, sokaklar terkedilmiş ve polis çaresizdir. Anton, yalnız kaldığı bu ortamda, kasabanın karanlık sırlarını araştırmaya başlar. Her köşe, her ses, her gölge, oyuncuyu huzursuz eder.
Uncanny Tales: 1992, oyunculara derinlemesine bir etkileşim sunuyor. Çevredeki hemen her öğe incelenebilir, döndürülebilir veya kullanılabilir. Bu detaylı etkileşim, oyuncuların kasabanın sırlarını açığa çıkarmasına yardımcı olur. Ayrıca, kasaba halkıyla yapılan diyaloglar, onların davranışları ve söyledikleri, hikayenin ilerleyişine yön verir. Anton’un gözünden, kasabanın karanlık yüzünü keşfetmek, oyunculara unutulmaz bir deneyim sunuyor.
Oyun, 1992 yılının sonbaharındaki Sovyet sonrası yaşamı titizlikle yeniden yaratıyor. İç mekanlardan sokakların kasvetli havasına kadar her detay, dönemin atmosferini yansıtıyor. Gerilim, yavaşça artan bir şekilde oyuncuyu sarar; yalnızken bile yalnız değilsiniz hissi, sürekli bir huzursuzluk yaratır. Ses tasarımı, kasvetli müzikler ve çevresel sesler, atmosferi güçlendirir. Anton’un yalnızlığı, oyuncuyu da yalnız bırakmaz; her adımda gerilim artar.
Oyun dünyasına çoğu kişinin aksine babası değil, annesiyle birlikte adım atan nadir oyunculardan. Asıl mesleği grafikerlik olsa da, yıllardır oyunları sadece oynamakla kalmıyor; detaylı şekilde inceliyor, test ediyor ve deneyimlerini aktarıyor. Görsel estetikle oynanış derinliğini bir araya getirmeyi seviyor. Onun için her oyun, hem bir eğlence aracı hem de incelenmeyi bekleyen bir sanat eseri.